dhadmin

Ana Sayfa/dhadmin

About dhadmin

Bu Üye henüz herhangi bir bilgi doldurmadı.
So far dhadmin has created 54 blog entries.

İnsanın Mahiyeti ve Değeri

2021-02-25T21:33:16+03:00

SORU VE CEVAPLARLA; MEVLANANIN ESERLERİNDEN BİR KONU BİR HİKÂYE “İNSANIN MAHİYETİ VE DEĞERİ” ------------------------------------------------------ -Ben kimim? -Ey insan! Sen hem hayvan,  hem meleksin!  Tâ be-ten hayvan be-câni ez-melek Tâ revî hem ber-zemin hem ber-felek   (2/3814) Yani: Sen hem hayvan,  hem meleksin, çünkü, ten   hayvanıyla can    meleği sende  bir araya  gelip birleşmiş. Bu yüzden hem göğe mensupsun hem toprağa. “Hak Teâlâ melekleri yarattı ve onlara akıl verdi; hayvanları yarattı ve onlara da şehvet verdi. Sonra insanları yarattı ve onlara hem akıl, hem de şehvet yükledi.  Eğer aklın şehvetine galip ise sen melekten üstünsün;  yok şehvetin aklına galip gelirse hayvanlardan aşağısın”(4/59)   [...]

İnsanın Mahiyeti ve Değeri2021-02-25T21:33:16+03:00

Kulun Manevi Yolculuğunda Üç Ayların Önemi

2021-02-21T19:37:57+03:00

Halk arasında üç aylar olarak bilinen Recep, Şaban ve Ramazan ayları, geçmiş günahlardan arınma ve geleceğe ümitle bakma açısından daha büyük bir öneme sahiptir. Bundan dolayıdır ki Resûl-i Ekrem (s.a.v) bir hadislerinde “Allah’ım! Recep ve Şabanı bize mübarek kıl ve bizi Ramazan’a kavuştur” şeklinde dua etmiştir. (Ahmet b. Hanbel, Müsned, I, 259). Hz. Peygamber’den nakledilen hadislerin yanında dinî geleneğimizde üç aylara önem verilmesinin ve bu aylarda dua, zikir ve hayırlı işlerle daha fazla meşgul olunmasının sebeplerinden biri de bu aylarda bulunan ve halk tarafından kandil şeklinde adlandırılan mübarek gecelerdir. Recep ayının ilk Cuma gecesi Regaip, aynı ayın yirmi yedinci gecesi [...]

Kulun Manevi Yolculuğunda Üç Ayların Önemi2021-02-21T19:37:57+03:00

MOLLA LÜTFULLAH (MOLLA LÜTFİ) (899/1494)

2021-02-17T19:37:12+03:00

“Molla Lütfi” diye meşhur olan Lütfullah Efendi, Tokatlı’dır. Med­rese ilimlerini Sinâneddin Yusuf Efendi’den (Sinan Paşa) (ö. 891/1486) ikmal etti. Ali Kuşçu(ö. 879/1474) İstanbul’a geldi­ğinde hocasının isteği üzerine onun yanına giderek riyâziyatla ilgili dersler aldı ve bunları Sinan Paşa’ya öğretti. Kütüphânesinin tanzimi için bir kütüphâneci arayan Fatih Sultan Mehmed tarafındane, Sinan Paşa’nın tavsiyesi üzerine, “hâfız-ı kütüb”lüğe getirildi. Bu durum da çeşitli ilim­lere olan bilgisinin artmasına vesile oldu.[1] Fatih Sultan Mehmed, Molla Lütfi’nin hizmetlerinden memnun oldu. Aralarında, latife yapacak kadar sıcak bir dostluk gelişti ise de[2] ne yazık ki bu dostluk fazla sürmedi. Hocası Sinan Paşa’nın, Sultan tarafından sürgüne gönderilmesi üzerine vefâkârlık göstererek [...]

MOLLA LÜTFULLAH (MOLLA LÜTFİ) (899/1494)2021-02-17T19:37:12+03:00

MANEVÎ HASADIN ZİRVESİ: ÜÇ AYLAR!

2021-02-21T18:03:52+03:00

Cenâb-ı Hakk insanı vahye muhatap kılmak suretiyle diğer varlıklardan üstün tutmuş, onu yeryüzündeki halifesi olarak nitelendirmiş ve kendisini tanıma ve ibadet etme vazifesi ile mükellef kılmıştır. Diğer bir deyişle insanın yeryüzündeki varlığı tek kelimeyle kulluk amacına matuftur. Bu amaca uygun biçimde insan hem diğer varlıklarda bulunmayan akıl gibi bir imkân ve kuvvetle donatılmış hem de önüne nefs gibi aşılması güç bir engel konmuştur. Nitekim tam da bu nedenle varlıklar içerisinde en çok yükselen ve alçalan, kazanan ve kaybeden, yaratıcısına hem en yakın olabilen hem de O’ndan en çok uzaklaşabilen varlık insandır. Çünkü insan yükselmede bir kısım meleklerden daha üstün hale [...]

MANEVÎ HASADIN ZİRVESİ: ÜÇ AYLAR!2021-02-21T18:03:52+03:00

Hazreti Peygamber’in Tevâzuu

2021-01-31T22:32:33+03:00

Hadis: Hazreti Peygamber’in Tevâzuu   آكُلُ كَمَا يَأْكُلُ الْعَبْدُ، وَاَجْلِسُ كَمَا يَجْلِسُ الْعَبْدُ.    “Kul gibi yer, kul gibi otururum.” [1] Hace-i Kâinat Aleyhi Efdalu’s-Salavât Efendimiz Hazretleri’nin bu hadîs-i şeriften yüce muradları, şu kudsî fermandır: “Şahlar gibi böbürlenerek ve devlet başkanları gibi davranarak ümmet ve ashabımdan el etek çekmiş ve kendimi üstün görmüş değilim. Nübüvvetimin yüce şanına yakışan, kulluk bilinci ve tevâzuyla beraber en yüksek derecelere yükselmektir. Her yer bana ilâhî tecellinin arşı ve her zerre vahiy taşıyan ezelî bir feyizdir. Yüksek yahut alçak, her yer bana göre eşittir. Nitekim ben kulum, kul gibi yer, kul gibi muamele ederim. Ey [...]

Hazreti Peygamber’in Tevâzuu2021-01-31T22:32:33+03:00

Piyâle Paşa Dârülhadisi

2021-01-24T14:05:37+03:00

Yerleşim Yeri: İstanbul/Kasımpaşa-Kozlu dere Kurucusu: Kanuni, II. Selim ve III. Murad dönemlerinde Kaptan-i Derya ve ikinci Vezir olan Piyâle Paşa (985/1578) Mimarı: Mimar Sinan Yapılış Tarihi: 981/1573 Pâyesi: Tanıtımı: Kanunî Sultan Süleyman, II. Selim ve III. Murad dönemlerinde Kaptan-ı Derya ve ikinci vezir olarak devletin üst kademelerinde görev yapan Piyale Paşa (985/1578) içinde bir Dârülhadis de bulunan bir külliyenin banisidir. Aynı zamanda II. Selim’in damadı olan (Gevherhan Sultan’la evli) Piyale Mehmed Paşa, Kanuni son seferi olan Sigetvar’a çıktığı sırada, o da deniz seferlerine çıkarak Sakız Adası’nı fethetmişti.[1] II. Selim döneminde Birgi‘de Atâullah Efendi Dârülhadisi, Kasımpaşa‘da Piyale Mehmed Paşa Dârülhadisi, Üsküdar‘da [...]

Piyâle Paşa Dârülhadisi2021-01-24T14:05:37+03:00

Ali Yakup Hocaefendi ile Geçmişe Bir Yolculuk

2021-01-16T13:14:55+03:00

Sayın Hocam bize kısaca hayat hikâyenizi anlatır mısınız? Ben Balkan Harbi’ni müteakip Piriştina Sancağı’na bağlı Gilan’da, 1913 senesi başlangıcında doğdum. Balkan Harbi 1912 senesinde oldu. Sekiz yaşında ilkokulabaşladım, 12 ya­şında ilkokulu bitirdim. 11 yaşlarında hatim etmiş oldum. Pederim Hâfız Hüseyin, hâfız-ı kelamdı, kurrâ idi. Ben çocuk iken ablalarım da hafızlığa çalışıyorlardı. 12 yaşıma girdiğimde onlar da hıfızlarını tamamladılar. Dînî bir hava içinde büyüdüm. Dedem Hacı Yakub çok mübarek bir zâtmış. Onu Hıris­tiyanlar bile seviyormuş. Hatta hacca gittiği vakit bir Hıristiyan; “Kasabamızın en büyük adamı gitti, o evliya gibi bir adamdı” demiş. Ben de eskilerden bir Hıristiyana yetiştim, bana; “Senin deden evliya [...]

Ali Yakup Hocaefendi ile Geçmişe Bir Yolculuk2021-01-16T13:14:55+03:00

Kamu Malını Haksız Yere Kullanmak

2021-01-09T19:05:35+03:00

KAMU MALINI HAKSIZ YERE KULLANMAK عَنْ أَبِى هُرَيْرَةَ رَضِىَ اللّٰهُ عَنْهُ قَالَ: أَهْدَى رَجُلٌ لِرَسُولِ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ غُلاَمًا يُقَالُ لَهُ مِدْعَمٌ. بَيْنَمَا مِدْعَمٌ يَحُطُّ رَحْلاً لِرَسُولِ اللّٰهِ اِذَا جَائَهُ سَهْمٌ عَائِرٌ فَقَتَلَهُ. فَقَالَ النَّاسُ: هَنِيأً لَهُ الْجَنَّةُ. فَقَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: كَلاَّ. وَالَّذِى نَفْسِى بِيَدِهِ، إِنَّ الشَّمْلَةَ الَّتِى أَخَذَ يَوْمَ خَيْبَرَ مِنَ الْمَغَانِمِ لَمْ تُصِبْهَا الْمَقَاسِمُ لَتَشْتَعِلُ عَلَيْهِ نَارًا. فَلَمَّا سَمِعَ ذَلِكَ النَّاسُ جَاءَ رَجُلٌ بِشِرَاكٍ اَوْ شِرَاكَيْنِ إِلَى النَّبِىِّ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ رسول اللّٰه صلى اللّٰه عليه وسلم: شِرَاكٌ مِنْ نَارٍ أَوْ شِرَاكَانِ مِنْ نَارٍ.[1] Ebû Hüreyre’den (r.a.) rivayet edildiğine göre [...]

Kamu Malını Haksız Yere Kullanmak2021-01-09T19:05:35+03:00

Temizlikte Bereket

2021-01-09T19:06:50+03:00

HADİS عن أنس بن مالك قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: ثم من أحب أن يكثر الله خير بيته فليتوضأ إذا حضر غداؤه وإذا رفع. "Kim evinin hayrını Allah’ın (c.c.) çoğaltmasını severse yemeği hazır olduğunda ve (sofra) kaldırıldığında abdest alsın (ellerini ve ağzını yıkasın)."[1] Hadiste geçen abdest almaktan maksat ellerin ve ağzın yıkanma­sıdır. Bilhassa ellerin yemek öncesi ve sonrasında yıkanması ile ilgili başka rivayetler de vardır. Hz. Peygamber bunu yemeğin bereketi olarak tanımlamaktadır. Ayrıca ellerinde yemek kokusu olduğu halde yatan bir kimsenin başına bir felâket geldiğinde ancak kendini kınaması gerektiğini bildirir. Bilhassa etli yemeklerin el ve ağızda kalan [...]

Temizlikte Bereket2021-01-09T19:06:50+03:00

FAHREDDîN-İ ACEMÎ (865/1460-61)

2020-12-28T22:55:20+03:00

Hayatı Fahreddîn Acemî Osmanlı Devleti’nin Molla Fenârî’den sonra ikinci şeyhülislâmıdır.[1] Memleketi, ailesi ve hayatının ilk dönemlerine ait bilgiler kaynaklarda yer almamaktadır. İran taraflarından geldiği için “Acemî” diye anılır. Aralarında Seyyid Şerif Cürcânî’nin de bulunduğu devrinin önemli âlimlerinden tahsilini gerçekleştirdi. Bilahare Anadolu’ya geldi.[2] Bursa medreselerinde eğitimine devam etti. Kendisi gibi İran’dan gelen, Sadeddin Taftazânî’nin talebelerinden olan Burhâneddin Haydar Herevî’den, başta Buhârî olmak üzere hadis kitaplarını okuyarak, hadis icâzeti aldı. Molla Şemseddîn Fenârî’nin oğlu Mehmed Şah’ın müderrisi olduğu Sultâniye Medresesi’ne devam ederek hocasına muîd[3] oldu. Ardından bazı medreselerde müderrislik yaptı. 834/1430-31 tarihinde Sultan Murad II, pâyitaht olan Edirne’ye, günlük otuz akçe ile müftü/şeyhülislâm tayin etti.[4] Edirne Dârülhadisi’ni inşâ ettirdiğinde, buraya [...]

FAHREDDîN-İ ACEMÎ (865/1460-61)2020-12-28T22:55:20+03:00