Genel

Ana Sayfa/Genel

Modern Zamanlar: Kişiler Yalnız, Bireyler Bencil, Değerler Hiç

2024-01-08T15:20:23+03:00

Modern zamanlar değerlerin alt üst olduğu, müesses dinlerin baskılanmaya çalışıldığı, yeni yetme ve ayrıksı düşüncelerin revaç bulduğu bir dönemin adıdır. Tanrı’nın hayattan çıkarılarak şirazenin dağıldığı, insanın bireyselleştirilerek ve bütün aidiyetlerinden koparılarak merkeze taşındığı, toplumsal yapıların parçalanıp bireysel yaşamın öne çıkartıldığı bir süreçtir bu çağ. Bu süreç kişiye yalnızlığı, bireye bencilliği ve değerlere hiçliği getirdi. Yalnızlığını doğayla ve doğanın içindeki varlıklarla gidermeye çalışan insan kendisini nereye koyacağını bilemedi, nerede olduğunu kestiremedi, durduğu yeri anlayamadı; zirve sandığı yerden boşluğa savruldu ve değerler sınıfında dibe doğru düşüşe geçti. Sanal özgürlük ve değişim vesvesesine kapılan insan, arzularının peşinden giderek ve sürekli değişerek daha mutlu olacağını zannetti. Bu [...]

Modern Zamanlar: Kişiler Yalnız, Bireyler Bencil, Değerler Hiç2024-01-08T15:20:23+03:00

İSLAM EĞİTİM TARİHİNDE DARÜLHADİSLER VE EĞİTİMİ

2023-11-27T10:10:28+03:00

Prof. Dr. Selahattin Yıldırım     Hadis Eğitimi  ve Darülhadislerin Kısa Tarihi:  Başlıca İslami ilimlerin ilk  nüveleri Asr-ı  Saadete kadar uzanır.  Ancak henüz dinî ilimlerin birbirinden ayrışmadığı bu dönemde hadis eğitimi veren müesseselerin mevcudiyetinden bahsetmemiz imkansızdır. Sadece bazı sahabe evlerinin ve Suffe’nin aynı zamanda birer hadis eğitimi merkezi olduklarını söylemek mümkündür. Bu evlerde ve mescitlerde hadis meclisleri kurulmuş[1] ve buralarda ashap bizzat Peygamberimiz’den hadis dinlemiş ve onun mübarek ağzından duydukları hadisleri daha sonraki nesillere aktarmak için büyük çaba sarf etmişlerdir. Zaman zaman iştirak edenlerin sayılarının dört yüzü bulduğu  Suffe’nin  başta Ebû Hüreyre[2] olmak üzere Abdullah b. Ömer,[3] Abdullah b. Mes’ûd,[4] Sâlim b. Mâkil,[5] Abdullah b. Hâris[6] ve [...]

İSLAM EĞİTİM TARİHİNDE DARÜLHADİSLER VE EĞİTİMİ2023-11-27T10:10:28+03:00

Sen Öleceksin De Onlar Kalacak Mı?

2023-11-21T09:54:58+03:00

Prof. Dr. Cağfer Karadaş   اعوذ بالله... اَفَا۬ئِنْ مِتَّ فَهُمُ الْخَالِدُونَ “Şimdi sen öleceksin de, onlar ebedî mi kalacaklar?” (Enbiya 21/34) Evet, çocuk! Şehit yüzlü yavrucak! Şimdi sen öleceksin de o zalimler kalacak mı? O insanlıktan çıkmış katiller ettiklerinin karşılığını bulmayacaklar mı? İlahî adalet işledikleri menfur katliamı onların burunlarından fitil fitil getirmeyecek mi? Ey şehit yüzlü çocuk! Bombalar tepene düştü, sen mışıl mışıl uyurken. Öyle varlıklı bir hayatın da olmadı. Anneciğinin bulduğu bir bez parçasıydı senin kundağın. Ne gözünü açmana ne de elini kıpırdatmana fırsat tanıdı zalimler. İyi ki açmadın gözünü be çocuk! Bu zalimin dünyasını görmedin, elinle dokunmadın, üzerinde yürümedin, [...]

Sen Öleceksin De Onlar Kalacak Mı?2023-11-21T09:54:58+03:00

MAZLUM GAZZE BİR MUSA MI BEKLİYOR?

2023-11-07T14:29:34+03:00

FİRAVUN KİM? YAHUDİLER NEREYE DÜŞTÜ? MAZLUM GAZZE BİR MUSA MI BEKLİYOR? Prof. Dr. Cağfer KARADAŞ     فَاَتْبَعُوهُمْ مُشْرِقٖينَ فَلَمَّا تَـرَٓاءَ الْجَمْعَانِ قَالَ اَصْحَابُ مُوسٰٓى اِنَّا لَمُدْرَكُونَۚ قَالَ كَلَّاۚ اِنَّ مَعِيَ رَبّٖي سَيَهْدٖينِ   Nihayet Firavun ve askerleri onlara yaklaştılar. Her iki topluluk birbirini gördüğünde Mûsâ’nın yanındaki mazlumlar, “eyvah bize yetiştiler!” diye çaresizce feryat ettiler. Mûsâ, “Hayır! Eminim ki rabbim benimledir, bana bir çıkış yolu gösterecektir” dedi. (Şuara 26/60-62)   ZALİM FİRAVUN, MAZLUM YAHUDİLER VE MUSA Firavun yıllarca baskı kurduğu Yahudilerin, yetmiyormuş gibi, erkeklerini katletmiş, kadınlarını köle edinmişti. Daha da yetmemiş gibi yeni doğan çocuklarını katletmeye başlamıştı. İşte Musa bu katliamdan [...]

MAZLUM GAZZE BİR MUSA MI BEKLİYOR?2023-11-07T14:29:34+03:00

ÇAĞDAŞ ASHÂBÜ’L-UHDÛD OLAYI MI YAŞANIYOR?

2023-10-22T15:44:11+03:00

Prof. Dr. Cağfer Karadaş   أعوذ بالله ، بسم الله قُتِلَ اَصْحَابُ الْاُخْدُودِۙ. اَلنَّارِ ذَاتِ الْوَقُودِ. اِذْ هُمْ عَلَيْهَا قُعُودٌۙ. وَهُمْ عَلٰى مَا يَفْعَلُونَ بِالْمُؤْمِنٖينَ شُهُودٌؕ. وَمَا نَقَمُوا مِنْهُمْ اِلَّٓا اَنْ يُؤْمِنُوا بِاللّٰهِ الْعَزٖيزِ الْحَمٖيدِۙ. اَلَّذٖي لَهُ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِؕ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ شَهٖيدٌؕ. اِنَّ الَّذٖينَ فَتَنُوا الْمُؤْمِنٖينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ ثُمَّ لَمْ يَتُوبُوا فَلَهُمْ عَذَابُ جَهَنَّمَ وَلَهُمْ عَذَابُ الْحَرٖيقِؕ Meâl “O alev alev yanan ateş çukurlarını hazırlayanlar Allah’ın gazabına uğrasınlar! Bu çukur ruhlu zalimler, açtıkları çukurda yaktıkları ateşin başına oturmuşlar, inananlara yaptıkları işkenceyi ve katliamı pişkin pişkin seyrediyorlar. Onlar, azîz ve hamîd Yüce Allah’a inanan müminlerden intikam almak istiyorlar. Bilmiyorlar ki [...]

ÇAĞDAŞ ASHÂBÜ’L-UHDÛD OLAYI MI YAŞANIYOR?2023-10-22T15:44:11+03:00

Sağlam Duruş Merhametli Davranış

2023-10-04T12:00:34+03:00

Prof. Dr. Cağfer Karadaş     مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِؕ وَالَّذٖينَ مَعَهُٓ اَشِدَّٓاءُ عَلَى الْكُفَّارِ رُحَمَٓاءُ بَيْنَهُمْ (Fetih 48/29)   Fetih Suresi’nin yukarıda verilen son ayetinin ilk cümlesi bir müslümanın din kardeşi ve diğer inanç mensuplarına yönelik nasıl bir duruş ve davranış içinde olması gerektiğini bildirir. Bu ayet için üç meal önerimiz var: Birinci meal: “Muhammed Allah’ın elçisidir. O’nunla birlikte olanlar kâfirlere karşı çetin ve metindirler, kendi aralarında merhametlidirler…” İkinci meal: “Muhammed Allah’ın elçisidir. O’nunla birlikte olanlar kâfirlere karşı sağlam dururlar, kendi aralarında merhametlidirler…” Üçüncü meal: “Muhammed Allah’ın elçisidir. O’nunla birlikte olanlar kâfirlere karşı birbirlerini desteklerler, kendi aralarında ise merhametlidir…” Hasan Basri [...]

Sağlam Duruş Merhametli Davranış2023-10-04T12:00:34+03:00

Kurban ve İnsan

2023-07-06T11:54:10+03:00

Prof. Dr. Cağfer Karadaş Kurban kanaatkârlık, fedakârlık ve teslimiyettir. Ölçüyü kaçırmadan, aşırıya kaçmadan, açgözlülük yapmadan. Yüce Rabbimiz ne istediyse ne kadar istediyse ve ne şekil istediyse, tam da öyle. Yüce Allah, Hz. İbrahim ve Hz. İsmail’in şahsında kurbana dair ölçüyü koymuş. Neyin kurban edilebileceğini ve neyin edilemeyeceğini belirlemiş. Meğer İsmail değil, koç kurban imiş. Hz. İbrahim ile Hz. İsmail’in kıssası bize bunu anlatırmış. İnsan kurban edilmez, kurban olarak görülmez, haksız yere öldürülemez, ölüme terk edilemez, terk edilmesine göz yumulamaz. Son peygamber Hz. Muhammed Mustafa’nın (sav) teşrifiyle gerçek manada kurbanın ne olduğu son kez bildirildi, uygulaması gösterildi ve nasıl olması gerektiği [...]

Kurban ve İnsan2023-07-06T11:54:10+03:00

SAKİN GÜÇ RAŞİT KÜÇÜK HOCAMIZ 

2022-12-21T10:29:34+03:00

Onun hikâyesi, Antalya’nın Akseki İlçesinin Menteşbey köyünde 1947 yılında Hurşit bey ve Ayşe Hanım’ın çocuğu olarak dünyayı teşrifleriyle başladı.İlköğretimi Köyünde, orta öğretimi Antalya İmam-Hatip Okulu’nda 1966 yılında tamamladı. Mezuniyet sonrası Akseki Müftüğünde memurluğa başladı. Bir ara müftü olmaması nedeniyle Müftü Vekilliği yaptı. Ama onun gözü ilim yolunda yürümekte ve zirveye doğru tırmanmaktaydı. O yı l lar İmam-Hat ip Mezunlar ının doğrudan gidebileceği yegâne yüksekokul Yüksek İslam Enstitüleriydi. Bu yüzden yolu Antalya’ya en yakın Konya Yüksek İslam Enstitüsüne düştü. 1966’da girdiği Yüksek İslam Enstitüsünden 1970’te mezun oldu. Konya Yüksek İslam Enstitüsü’nün 1962’de kurulduğu göz önüne alınırsa Hocamız okulun dördüncü veya beşinci [...]

SAKİN GÜÇ RAŞİT KÜÇÜK HOCAMIZ 2022-12-21T10:29:34+03:00

Hakikate Rağmen Üstünlük İddiası

2022-12-13T10:15:35+03:00

Hakikate karşı ilk isyankâr çıkış İblis’ten gelmişti. O bunu kökenci ve köktenci üstünlük iddiasıyla sergilemişti. Bu üstünlük iddiası, aynı zamanda büyüklenmeyi, dışlamayı, ötekileştirmeyi velhasıl ırkçılığı içinde barındırıyordu. Zaten bu tür yaklaşımda olan kişi, sürekli kendisinde bir üstünlük arar, bulamazsa uydurur. Çünkü hakikate değil, kendisine odaklanır, rakip gördüğüne karşı bilenir. İblis de öyle yaptı: Kendisine odaklandı, rakip gördüğü Hz. Âdem’e ve Hz. Havva’ya düşman kesildi. Hâlbuki o olayda hakikat Allah’a yönelmek ve emrine uymaktı. O tersini yaptı, gerekçe olarak da “Ben ondan üstünüm” dedi. Oysaki Yüce Allah ona Hz. Âdem’i değil “neden emre uymadığını” (A’raf 7/12) sordu. O gene bildiğini okudu. [...]

Hakikate Rağmen Üstünlük İddiası2022-12-13T10:15:35+03:00

En büyük vaiz ölüm

2022-11-08T11:13:14+03:00

Ölüm bahsindeki tavsiyelerden biri de insanın henüz gençlik ve sağlıklı zamanlarında sık sık ölümü hatırlaması hususudur. Bu hatırlama insanın dünyaya dalarak âhiretiunutmasına, bedenî arzular peşinde koşmasına, ihtiras, tamah ve bencilliğe kapılmasına engel olur, onu ibadetlere ve erdemli hayata yöneltir. Nitekim Hz. Ali ölümü hatırlamanın hayırlı işlerin yapılmasına vesile olacağını söylerken Hz. Ömer de ölümü aklından çıkarmamak için yüzüğünün kaşına, “Ey Ömer! Vâiz olarak sana ölüm yeter” ibaresini yazdırmıştı. Ölümü hatırlattığı ve bu şekilde kalpleri yumuşattığı için Resûl-i Ekrem (s.a.v) kabir ziyaretini tavsiye etmiştir. İnsanı yeryüzünde dolaşıp eski kavimlerden kalan harabelere ibret gözüyle bakmaya ve onların âkıbetlerinden ders almaya davet eden âyetlerde [...]

En büyük vaiz ölüm2022-11-08T11:13:14+03:00