Binbir Hâdis-i Şerif Şerhi

Ana Sayfa/Binbir Hâdis-i Şerif Şerhi

Yetim Malının Muhafazası

2021-12-26T19:38:57+03:00

أُتْجُرُوا فيِ أَمْوَالِ الْيَتَامىَ لاَ تَأْكُلْهاَ الزَّكاَةُ Yetimlere bakmakla yükümlü olanlara hitâben buyuruluyor ki: “Yetim malı ile ticaret yapınız ki, her sene o mallar için farz olan zekât, ana parayı yiyip bitirmesin.” [1] Yetimlerin malını muhafaza konusunda emir ve tebliğ buyurulan bu Nebevî fermân, çeşitli Kur’ân âyetleriyle de desteklenmektedir. Ayrıntılı bilgi sahibi olmak isteyenler tefsir ve fıkıh kitaplarına müracaat edebilirler. Şu kadar ki, İslâm’a göre yetim malı vakıf malıyla aynı kıymet ve ehemmiyete sahiptir. İkisinin de muhafazası işinde dinimiz, yetimin malını idare edene ve vakıf mütevellisine pek büyük sorumluluklar yüklemiş olduğu halde, sorumluların gevşekliklerinden, daha doğrusunu söylemek gerekirse imansızlıklarından ötürü, büyük [...]

Yetim Malının Muhafazası2021-12-26T19:38:57+03:00

Mü’minin Şeref ve İzzeti

2021-10-25T11:40:22+03:00

أَتاَنِى جِبْرِيلُ فَقَالَ: ياَ مُحَمَّدُ، عِشْ ماَ شِئْتَ فَإِنَّكَ مَيِّتٌ، وَ أَحْبِبْ مَنْ شِئْتَ فَإِنَّكَ مُفاَرِقُهُ، وَاعْمَلْ ماَ شِئْتَ فَإِنَّكَ مَجْزِيٌّ بِهِ٬ وَاعْلَمْ أَنَّ شَرَفَ الْمُؤْمِنِ قِياَمُهُ بِاللَّيْلِ، وَعِزَّهُ اسْتِغْناَؤُهُ عَنِ النَّاسِ “Hz. Cibril-i emin bana gelerek dedi ki: Ya Muhammed! İstediğin gibi yaşa, sonunda öleceksin. Dilediğini sev, sonunda ayrılacaksın. Arzu ettiğini yap, neticesinde karşılığını göreceksin. Bil ki; müminin şerefi gece ibadet etmesi, izzeti ise insanlardan bir şey istememesidir.”[1] Ümmete bazı şeyleri öğretmek için konulan temel kurallardan birisi de bu hadîs-i şeriftir. Madem ki sonunda öleceğiz, bu ilâhî ziyafet diyarından amellerin karşılığının verildiği bir diyara naklolacağız, oranın usûl ve kâideleri [...]

Mü’minin Şeref ve İzzeti2021-10-25T11:40:22+03:00

Sâde Mescitler, İhtişamlı Şehirler

2021-09-20T00:14:47+03:00

Sâde Mescitler, İhtişamlı Şehirler   إِبْنوُا مَسَاجِدَكُمْ جُمّاً، وَإبْنوُا مَدَائِنَكُمْ مُشَرَّفَةً   “Mescitlerinizi gösterişli ve süslü şekilde bina etmeyiniz. Sâde yapınız. Lâkin şehir ve kasabalarınız ihtişamlı olsun.”[1] Zîra ibadet mahallerindeki muamele Hak ile, şehirlerdeki alış veriş ise halk iledir. Hak kalbe, halk ise görünene itibar eder. Nitekim, her iki yerin de bakanlarının talebine göre imâr edilmesi hikmete uygun olur. İşte, büyük fıkıh alimleri, bu hadîs-i şerifle beraber usûlle alakalı diğer verilere de dayanarak mescitleri süslemenin mekruh olduğu hususunda ittifâk etmişlerdir. Şehirlerin ihtişamlı olmasındaki hikmete gelince, madem ki halk görünene itibar etmektedir, doğal olarak bu halk, düzeni de arzulamaktadır. Onların kalplerinin [...]

Sâde Mescitler, İhtişamlı Şehirler2021-09-20T00:14:47+03:00

Hadis: İnsanî İhtiyaçlar ve Kanaat

2021-07-01T15:09:53+03:00

Hadis: İnsanî İhtiyaçlar ve Kanaat   اِبْنَ آدَمَ عِنْدَكَ مَا يَكْفِيكَ وَأَنْتَ تَطْلُبُ مَا يُطْغِيكَ٬ اِبْنَ آدَمَ لاَ بِقَلِيلٍ تَقْنَعُ وَلاَ بِكَثِيرٍ تَشْبَعُ٬ اِبْنَ آدَمَ إِذَا أَصْبَحْتَ مُعَافِيً جَسَدُكَ آمِنًا فِي سِرْبِكَ عِنْدَكَ قُوتُ يَوْمِكَ فَعَلَى الدُّنْيَا العَفَاءُ  “Ey Âdemoğlu! Sana yetecek kadar geçimliğin mevcut olduğu hâlde, seni azdırmak için fazlasını istersin. Âdemoğlu! Ne aza kanaat edersin ne de çok ile doyarsın. Âdemoğlu! Vücûdunu âfiyette, bedenini emniyet ve selâmette ve günlük azığını da beraberinde bulduğun zaman, varsın seni azdıran ve saptıran dünyanın başına kıyâmet kopsun!” [1] Buradaki “dünya” tabirinden, “sen işini hallet de, senden başkaları ne olursa olsun” gibi anlatılmak [...]

Hadis: İnsanî İhtiyaçlar ve Kanaat2021-07-01T15:09:53+03:00

Hazreti Peygamber’in Tevâzuu

2021-01-31T22:32:33+03:00

Hadis: Hazreti Peygamber’in Tevâzuu   آكُلُ كَمَا يَأْكُلُ الْعَبْدُ، وَاَجْلِسُ كَمَا يَجْلِسُ الْعَبْدُ.    “Kul gibi yer, kul gibi otururum.” [1] Hace-i Kâinat Aleyhi Efdalu’s-Salavât Efendimiz Hazretleri’nin bu hadîs-i şeriften yüce muradları, şu kudsî fermandır: “Şahlar gibi böbürlenerek ve devlet başkanları gibi davranarak ümmet ve ashabımdan el etek çekmiş ve kendimi üstün görmüş değilim. Nübüvvetimin yüce şanına yakışan, kulluk bilinci ve tevâzuyla beraber en yüksek derecelere yükselmektir. Her yer bana ilâhî tecellinin arşı ve her zerre vahiy taşıyan ezelî bir feyizdir. Yüksek yahut alçak, her yer bana göre eşittir. Nitekim ben kulum, kul gibi yer, kul gibi muamele ederim. Ey [...]

Hazreti Peygamber’in Tevâzuu2021-01-31T22:32:33+03:00

Dinin Âfeti Olan Haller

2020-12-22T22:48:53+03:00

آفَةُ الدِّينِ ثَلاَثَةٌ: فَقِيهٌ فَاجِرٌ، وَ إِمَامٌ جَائِرٌ، وَ مُجْتَهِدٌ جَاهِلٌ  “Dinin âfeti üçtür: Birincisi fısk ve fücûr ile tanınan fıkıh âlimi, ikincisi cefâ ve zulmü âdet hâline getiren devlet başkanı, üçüncüsü cahil olduğu halde çalışıp çabalayan, yani ne yaptığından haberi olmayan iş bilmez insandır.” [1] Çünkü ilk ikisi İslâm toplumunun varlığına, varlığının devamına zarar verecek ve bu zarar da ümmetin işlerini bozacak derecede etkili olacaktır. Bu ikisi, bundan dolayı âfettir. Üçüncüye gelince; bunlar “câhil müctehid”lerdir. Dinin, dünyanın ve zamanın gerektirdiği şeyleri bilmeksizin boş yere çalışıp çabalayan, sonunda da yorgunluktan başka elinde sermaye kalmayan zayıf akıllı kimselere “cahil müctehid” denir. [...]

Dinin Âfeti Olan Haller2020-12-22T22:48:53+03:00